overlay

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB)

Otizm, sıklığı giderek artmakta olan, karşılıklı sosyal iletişim ve etkileşimdeki yetersizlikler; tekrarlayıcı, davranışlar ile karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur.İlk risk belirtileri yaşamın ilk 1-2 yılında görülmektedir. 18 ay itibarı tarama ile erken yaş olguları tesbit edilebilir ve erken tanı ile bir çocuğun hayatı değişebilir.
Spektrum kavramı, tanısal özelliklerin az sayıda yada çok sayıda olmasından kaynaklanmaktadır. Kimi bireylerde tüm özellikler tamamen belirgin olarak gözlenirken, kimilerinde özelliklerden bazıları çok hafif olarak kendini belli eder.
2018 verilerine göre Amerika Hastalıkları Kontrol Merkezi (CDC) Otizm Spektrum Bozukluğunun görülme sıklığını; 59 çocukta bir olarak yayınlamıştır
Otizm tanısı çocuk ergen psikiyatristleri tarafından konulmaktadır. ‘Ulusal Otizm Eylem Planı’ kapsamında aile hekimlerince psikososyal muayenesi yapılan ve uzman hekim değerlendirmesine ihtiyaç duyulan 18-36 ay arası çocuklar kamu hastanelerimize bağlı çocuk ergen psikiyatri polikinliklerine yönlendirilmekte ve erken tanı süreci başlatılmaktadır
Tanının varlığı problemin ömür boyu olduğu anlamına gelmez. Erken ve nitelikli eğitim ile tanıdan kurtulma, hayatını bağımsız idame ettirme olanağı bulunmaktadır. Temel tedavi uygun eğitsel yaklaşımdır. En çok davranışçı yaklaşımların etkin olduğu bildirilmiştir. Ev eğitim programları ve ebeveynin eğitim programına dahil olması çok önemlidir.
Eğer çocuğunuz:

✓ Başkalarıyla göz teması kurmuyorsa,

✓ İsmini söylediğinizde bakmıyorsa,

✓ Söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa,

✓ Parmağıyla ile istediği şeyi göstermiyorsa,

✓ Oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa,

✓ Akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,

✓ Bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa,

✓ Konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa,

✓ Sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa,

✓ Aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa,

✓ Gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa,

✓ Bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa,

✓ Günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa,

✓ Otizm açısından değerlendirme yapmak gerekir.

Yapılan araştırmalar bu hastalığın tedavisinde en önemli basamağın erken teşhis ve doğru yönlendirme olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ebeveynlerin ve bakımverenlerin çocuğun davranışlarını gözlemlemesi ve yaşıtlarının gelişimleriyle kıyaslamaları, bazı sorunları erken fark edebilmeleri açısından çok önemlidir. 18-36 ay çocuklar üzerinde otizmin belirtilerini tespit etmek amacıyla geliştirilmiş M-Chat adlı tarama ölçeği bu konuda yarar sağlar.

M-Chat genelde ailelerin doldurduğu bir testtir. Ancak Türkiye’de yapılan araştırmalarda bu ölçeğin eğitilmiş sağlık çalışanları yardımı ile uygulanmasının daha doğru olabileceği gösterilmiştir. M-Chat tarama testi İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün web sayfasında yer almaktadır.
Otizm, genetik faktörler, beyin ile ilgili nöronal ve gelişimsel bozukluklar, ileri anne-baba yaşı ve doğum öncesi ve sonrası bazı çevresel etkenlerden kaynaklanmaktadır.
Bu alanda sosyal bilinç ve klinik başvurular artmaktadır. Tanı kriterleri daha hafif formları da kapsayacak şekilde genişlemiştir. Sayılan tüm nedenlerle birlikte sıklığında gerçek bir artış olduğu düşünülmektedir.
Aşıların otizme yol açtığına dair bilimsel veri bulunmamaktadır. Ayrıca çocukları aşılamamak, onları başka hastalıklara karşı korumamak anlamına geldiğinden anne-babaların çocuklarının aşılarını düzenli olarak yaptırmaları son derece önemlidir.
Sosyal uyaran eksikliği tüm çocuklarda olduğu gibi otizmli çocuklar için de son derece olumsuz bir durumdur. Bu nedenle çocukları televizyon ve tabletten uzaklaştırıp sosyal ortamlara girmelerine yardımcı olmak, ailelerin birlikte oyun oynaması ve kaliteli vakit geçirmeleri son derece önemlidir.

Otizmli çocuklara; bireysel terapi, grup terapisi, özel eğitim ve gerekirse ilaç tedavisi uygulanır.

Tedavide ailenin bilgilendirilmesi ve eğitimi de önemli basamaklardan biridir.

Otizmde tedavi edici bir ilaç yoktur. İlaç tedavisi sıklıkla eşlik eden davranış bozuklukları, hiperaktivite, tekrarlayıcı hareketlerin azaltılması veya uykunun düzenlenmesi amacıyla tedaviye eklenmektedir. Kullanılan bazı ilaçların çocukları konuşma becerileri ve sosyal becerilerinde olumlu gelişmelere yardımcı olabildiği bilinmektedir.

Diyet tedavisi, yunuslarla eğitim, at binme terapisi, magnezyum ve bazı maddelerin vücuttan atılma ilkesine dayanan tedaviler, biyo-feedback vs. gibi alternatif yöntemlerin etkinliği bilimsel olarak gösterilmemiştir.